NAR AĞACI

NAR AĞACI

Nazan BEKİROĞLU

Roman Okundu
(4)

Yazar, dedesinin bilinmeyen hikayesini araştırırken eskiye ait fotoğraflara baktğı zaman kendisini bir hayal şeklinde geçmişe yolculuk yapmış olarak bulur ve geçmiş yaşantıları birebir seyretmeye başlar. Her fotoğrafta kendisini farklı bir zamanda ve mekanda bulmaya başlamıştır. Bu araştırmayı daha da genişletmek için de Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Bakü taraflarına yolculuğa çıkarak hikayeyi anlatamaya başlar. Dedesi Setterhan, Tebrizli çok zengin Mirza Hanın oğludur ve kendiside babadan kalma işi devam ettirmekte olup halı tüccarlığı ile uğraşmaktadır. Kendi evlerinde kalan ve halı dokuyan Azam`ı sevmekteyken Azam bir gün zerdüşt olan biriyle kaçar ve Setterhan`ın hayatı değişir. Babası onları öldürmesini ister ama Setterhan bunu yapamayarak evden ayrılır ve birdaha geri dönmemek üzere 1. Dünya Savaşı içerisinde yolu en son Trabzon`a düşer. Bu arada yazarın Trabzon`da yaşayan büyükannesi Zehra, savaşın ilerlemesi ve rusların Trabzon`a kadar gelmeleri yüzünden oradan İstanbul`a kaçmak zorunda kalarak 2 yıl İstanbul`da kaldıktan sonra tekrar Trabzon`a dönerler. Döndükten bir süre sonrada Zehra ve Setterhan`ın yolları kesişerek Trabzon`da yaşamaya devam ederler. Setterhan ve Zehra`nın hayatları yazar tarafından savaşın detaylı sorunları ile birlikte ayrıntılı olarak kesişme zamanına kadar ayrı ayrı anlatılarak oluşturulmuş güzel bir kitap.

Nazan Bekiroğlundan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-İstanbul hattında geçen muhteşem bir roman. Balkan Savaşı döneminde başlayıp I. Dünya Savaşına uzanan bir öykü... Trabzondan ve Tebrizden doğup birbirlerine doğru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlaşan iki ırmak... Aslında çok ırmak... Tebrizin en büyük, en asil halı tüccarının deli fişek oğlu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra... Ateşin bakışlı ateşin duruşlu; ırmağını kendi bildiğince alev ateş akıtmayı seçen bir genç kız Azam. Adı ne aşk ne de dostluk olan bir duyguyla Settarhanın ırmağına dolanan Batumlu kitapçı Sophia. Acıyla yoğrulan, yoğruldukça durulaşan, kendi varlıklarını sevdiklerinin varlığında eriten Büyükhanım ve Hacıbey... Ve hep kendi içine doğru akan, kendi ırmağını gencecik yaşta milleti için kurutan, Trabzonun "kırık kafiyesi" İsmail, ah İsmail... İki büyük savaşın savurup yeniden şekillendirdiği hayatlar, muhaceret, mücadele, kader, farklı inançların aktığı ortak zemin, üç ülke ve üç sevda Nazan Bekiroğlunun mürekkebi aşk olan kaleminde buluştu. "Nar Ağacı" hayal kadar zengin, roman kadar güzel, tarih kadar gerçek bir hikâye… İncelikle işlenmiş karakterleri, son derece zengin detayları ve dönemi anlatmadaki maharetiyle okuyanı çarpacak ve yıllarca unutulmayacak bir kitap...

Okunma Tarihi
1.03.2013
Kitabı İnternette Ara
Google'da Ara Fiyatlar & Alışveriş