TUTUNAMAYANLAR

TUTUNAMAYANLAR

Oğuz ATAY

Roman Okundu
(3,5)

Kendi Notum Roman çok kalabalık ve uzun cümlelerden oluşmaktadır. Birçok duygu ve düşüncenin tek bir cümle içinde (bazen bir cümle ve bağlaçları ile tek bir sayfayı bile geçmektedir) anlatılması okuyucuyu yormakta ve akıcılığı bozmaktadır. Yine birçok duygu ve düşüncenin cümlelere dökülmesi başarılı olsa da okuması ve sonuna varılması zor bir kitap. Birkaç yerde psikolojik sıkıntısı olanlar için hayattan kopmamak adına tavsiye edilmediği notu düşülmüştür. Kitap Hakkında Tutunamayanlar daha önce farklı dergilerde yazıları yayımlanan Oğuz Atay’ın ilk ve en çok ses getiren romanı olmakla beraber TRT Roman Ödülü'nü kazanmış olan ilk romanıdır. Derin bir yankı bulan bu roman kimlerine göre edebiyatımızın başyapıtlarından birisi olarak kabul edilmiştir. Bu roman, 1970 de bitirmiş ama 1971-72'de yayınlanmasından sonra, oldukça ses getirmiş sağ ve sol çevrelerde çok tartışılan bir roman da olmuştur. Yazarın bu romanı bir nevi otobiyografik bir özellik taşır. Birçok yönden bu romandaki olaylar ile yazarın gençlik yıllarındaki yaşantısı arasında paralellikler bulunur. Bu romanın kahramanı da kendisi gibi bir mühendistir. Roman bazı noktalardan Oğuz Atay’ın hayatından ve anılarından önemli izler de taşır. Kitap Konusu Tutunamayanlar, belirli bir olayı sergilemekten çok; izlenimler, çağrışımlar, taşlamalar, ayrıntılar ve ruhsal çözümlemelerden oluşan bir romandır. Tutunamayanlar Turgut Özben adlı kahramanının intihar ettiği söylenen arkadaşı Selim Işık’ın hayatını ve ölüm nedenini çözmeye ve onu anlamaya çalışması etrafında oluşan bir romandır. Roman hangi düşünceye tutunmaya çalışırsa onun anlamsızlığının farkına varan bir aydınının kendisiyle girdiği acımasız savaşı kaybederek intihara sürüklenişini anlatmaktadır. Kitap Özeti Genç bir Mühendis olan Turgut Özben yakın arkadaşı Selim Işık’ın kendini bir tabancayla vurarak intihar ettiğini gazetelerden öğrenir ve arkadaşının ölümünden çok etkilenir. İntiharın sebeplerini merak ederek konuyu araştırmaya başlar. Bu konuyu Selim’in arkadaşları olan Metin ve Esat’la görüşür. Turgut Selim’in arkadaşlarıyla tanıştıkça Selim’in farklı yönlerini de öğrenmeye başlar. Bu araştırmalar sonucunda Turgut Selim Işık’ın tüm yönlerini öğrenmeye kişiliğini tanımaya başlayacaktır. Selim’in birçok arkadaşına ulaşır. Her arkadaşı Selim’in bilmediği bir yönünü kendisine anlatır. Selim’in arkadaşı Metin, Turgut Özben’e şunları anlatır: Metin’in Zeliha adlı bir kızla ilişkisi vardır. Selim, Metin ile o kızın ilişkisini onaylamamaktadır. Bunun üzerine Metin o kız ile ilişkisini bitirir. Fakat Metin kızı bırakınca, bu kez Selim o kıza âşık olmuş o kız ile ilişki içerisine girmeye başlamıştır. Bunun üzerine Metin bunun üzerine yeniden kıza yanaşır. Kız ise bir süre sonra onlardan ayrılır, başkasıyla evlenir. Bir yandan Selim’in arkadaşları ile konuşurken bir yandan da Selim’in annesinin yanına gidip gelemeye başlar, Selim’in odasına girip çıkarak onun notlarını, adreslerini ve kitaplarını incelemeye başlar. Turgut arkadaşı Selim'i yeniden keşfetmek için girişimlere başlar ama bu girişimler aslında kendisini de tanıma fırsatı verecek, Selim’in hayatına girmiş kişilerle görüşürken kendi iç sesi devamlı Selim'le konuşacaktır. Turgut’un iç sesi olan Olric, ona kendisini de anlatacaktır. Bu yoldan giden Turgut, Selim ile ne kadar çok ortak yanlarının olduğunu da keşfederken onun bunalımlarının kendisinde de olduğunu, hatta kendisinin de bir Selim olduğunu fark edecektir. Selim’in diğer arkadaşı Esat da Selim için şunları söyler: Selim’i lise öğrencisi iken tanımıştır. Selim, İlginç, zeki, oyuncu bir çocuktur. Çok kitap okuyan, Wilde’a hayran olan bir gençtir. Oscar Wilde hayranıdır. Gorki’yi hiç sevmez, okuyanları ise eleştirir. Sürekli kitaplar üzerinde tartışırlar. Fakat Maksim Gorki’yi okumaya başlayınca Wilde’ayı sevmez olmuştur. Selim, Esat’la birçok oyunlar düzenlemiş, birçok oyun keşfetmiş ve birlikte eğlenmişlerdir. Turgut Özben’in Olric adlı hayali bir arkadaşı vardır. Gerçekte Olriç, Turgut’un hayalinde yarattığı hayali bir arkadaştır ve gerçek hayatta yoktur. Olriç, Turgut Özben’in iç konuşmalarından ibaret bir tahayyüldür. Olric aslında Turgut Özben’in bir iç konuşmasıdır. Olric bazen Turgut Özben’in düşüncesinin tam tersini savunmakta, bazen onun düşüncesini desteklemekte, bazen onun doğru kararlar almasında yardımcı olmakta, bazen de Turgut Özben’in bazı konularda cesaret kazanmasında önemli rol oynamaktadır. “ sen şiirleri bilir misin olric? Ben bildiğini bilirim…yorgunluğumun kimsesizliğinde titrediğin her gece …olric bir tek sendin omzunda dinlendiğim…Sen ile ben olric…öğrenmeliydik yalnızlığın kaç bucak olduğunu…biliyor musun olric.?! artık yalnızlığı bile çok seviyorum.. sırf onun eseri diye.!!! “ Turgut, Selim’in hayatını irdeledikçe hayatın sonsuz ihtimallerini ve onlara tutunmanın yararsızlığını hissetmeye başlamıştır. Selim’i intihara götüren bu keşifler Turgut’u da sarsmaya başlamıştır. Olması gerektiği gibi yaşamadığını "çok da kolay kabul edilebilir bir hayatı olmadığının farkına varmaya başlamıştır. Hayat, o rastgele, tesadüflerle dolu, yer yer eğlenceli, karmaşık, kopuk, uzaktan bakıldığında da akan bir nehir gibi süreğen ve devamlıdır. “Alışılmış küçük burjuva hayatının bakış açısıyla kendi özelliklerini bir yerin dibine batırıp bir göklere çıkaran Turgut aşktan, anarşizmden, romantizmden, evlilikten, hayatta karşılaşabileceğimiz her küçük ayrıntıdan bir hayat gerçeği çıkararak bize geri sunuyor. Küçük burjuva bunalımları bir türlü bitmek bilmiyor.” Turgut Özben, bu defa Selim’in arkadaşlarından birisi olan Kargı’yı ile de Selim hakkında konuşur. Süleyman Kargı, Selim’in yazdığı şarkı sözlerinden bahseder. Bu sözleri ve açıklamalarını Turgut’la paylaşır. Süleyman ona Selim’in yazdığı 600 dizelik bir şiir verir. Şiire göre, “Selim Işık, duygulu amansız/sabırsız ve olumsuz, yaşantısında cansız” sanılan bir kişidir. Turgut Özben Selim’le ilişkisi olan Günseli adlı bir kızla da tanışır. Günseli, Selim’e bir toplu gezintide rastlamıştır. Selim, sıkıntılı ve asık suratlıdır. Günseli, Selim’i avutmaya çalışmış, fakat başaramamıştır. Günseli, Selim’in bir küs bir barışık olduğu sevgilisidir. Aradan bir ay geçer ve Selim onu telefonla aramış tekrar buluşmuşlardır. Günseli ile Selim’in İlişkileri gitgide ilerler. Ancak Selim evlenmeye yanaşmaz. Çünkü Selim, kuşkulu birisidir ve geleceğe güveni yoktur. İnançsız biri olduğu gibi aile düzeninden de hoşlanmayan bir adamdır. Selim bir ara kendini içkiye vermiş, çevresiyle uyumsuz bir insan olup çıkmıştır. Sanki bir kafese kapatılmış gibidir. Hastalanır. “Kötü yaşarım” korkusuyla hiç yaşamadığını düşünmeye başlamıştır. Selim’in tüm benliğini Ölüm korkusu sarmıştır. En sonunda Günseli’ye bir mektup göndermiş ve ardından intihar etmiştir. Turgut, araştırmaları boyunca Selim’in farklı bir yönünü görüp öğrenmiştir. Onun hayata tutunamayan biri olduğunu düşünürken, Selimle birlikte kendini de yeniden keşfetmeye başlamıştır. Selim, son günlerinde “Tutunamayanlar” üstüne bir ansiklopedi hazırlamaya girişmiş ve kendisine de bir madde ayırmıştır. Bu maddede Selim bir kasabada doğmuştur. Babası bir memurdur. Küçükken ağır bir hastalık geçirmiş, altı yaşındayken ailesiyle büyük bir şehre göçmüştür. Sabri adlı bir çocukla arkadaş olmuştur. Okuldayken uzun boylu olduğundan arka sıraya oturtulmuştur. Sınıfta çok konuşan birisidir.. Ortaokuldayken Pitigrilli’yi okur. Sonra kızlarla dolaşmaya başlar. O sırada Dünya Savaşı patlar. Askerliğini yaparken Kargı ile tanışır. Askerlik bitince açıkta kalır. Kimse ona sahip çıkmaz. Kendi kabuğuna çekilir. Edindiği bilgilerden sonra Selim’in farklı biri olduğunu ve bu yüzden onun tutunamayan biri olduğunu anlar. Turgut Özben bu araştırmaları yaparken yavaş yavaş kendi benliğini tanımaya başlamıştır. Selim’in hayatını irdeleyen Turgut kendisinin de tutunamayanlardan birisi olduğunu fark etmeye başlar. Bu gerçek Olric le yaptığı içsel konuşmalarda ortaya çıkmakta Selim’in hayatı ve düşüncelerinden çıkardığı sonuçlara göre belli olmaktadır. Olric, Turgut Özben için kitabın tamamında efendimiz diye diye hitap etmektedir. “Selim dış dünyanın keşmekeşliğinden, hem küçük burjuva sınıfına karşı gelip eleştirmek hem de o sınıfa dâhil olmanın yarattığı ikilemden, bu oyunla kurtulmaktadır. Aynı ikilemi Selim’in ölümünü öğrendikten sonra Turgut kendi iç dünyasında yaşar. Bu sorgulayış onu bir tutunamayan olarak gerçekle yüzleşmesini sağlar. Romanda baştan beri, Selim’in ve Türk aydınının, küçük burjuva insanına hatta bilim insanlarına kadar hepsinin tutunamayan olduğunu ironik bir tutumla eleştirip, hicveden Turgut, içsel yüzleşmelerinde kendisinin de bir tutunamayan olduğunu fark eder. Gitgide bağsızlığa doğru kayar. Evinden ayrılır. Bir trene binip gider. Gözden kaybolur…”

'Tutunamayanlar', Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Berna Moran, Oğuz Atay'ın bu ilk romanını "hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı" olarak niteler. Moran'a göre "Oğuz Atay'ın mizah gücü ve duyarlılığı ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanlar'ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, eserdeki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır." Küçük burjuva dünyasını ve değerlerini zekice alaya alan Atay, "saldırısı tutunanların anlamayacağı, rededeceği türden bir romanla yapar."

Okunma Tarihi
1.04.2020
Kitabı İnternette Ara
Google'da Ara Fiyatlar & Alışveriş