TANRI'NIN FORMÜLÜ
Jose Rodrigues Dos SANTOS
Polisiye Okundu1951 yılında Eınstein'ı ziyaret eden İsrail başbakanı ondan yeni kurulan devleti için yapımı kolay ve maliyeti az olan bir nükleer bomba yapmasını ister. Aynı zamanda karşı evden gizli olarak CIA bu görüşmeyi dinlemektedir... Aradan yıllar geçer, kriptolog ve tarih profesörü olan Thomas Noronha'ya çekici ve İranlı bir bayan olan Ariana Pakravan tarafından İran Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanlığı adına ondan çok gizli bir el yazmasının şifresini çözmesi için karşı çıkamayacağı bir teklif sunulur ve Thomas teklifi geri çevirmeyip kabul eder. Bu el yazması Albert Einstein'a ait olan ve CIA 'inde peşinde olduğu Tanrının Formülü isimli ünlü formüldür. Her iki grupta bu formülün İsrail başbakanının isteği üzerine Einstein tarafından yapılmış olan atom bombasının yapılışı ile ilgili olduğunu düşünmesinden dolayı Thomas kendisini büyük bir tehlikenin içine düştüğünün farkında değildir. Thomas formülün çözümü ile ilgili çalışmalarına başlar. Bu çalışma hakkında bilgi sahibi olan CIA Thomas ile irtibata geçerek öğrenmiş olduğu bilgileri kendilerine aktarmasını ister. Belgenin tümüne sahip olmadığını ifade etmesine rağmen CIA, bunun ulusal güvenlik meselesi olduğunu, birçok vatandaşın tehlikede olduğunu belirterek ve aynı zamanda üstü kapalı tehdit ile belgenin tümünü elde ederek bir an önce CIA’ye teslim edilmesini ister. Thomas bunun üzerine belgeyi çalmaya karar verir. İranlı bir CIA ajanı ile belgenin bulunduğu yerde operasyona geçerler. Üst düzey güvenlik yer alan bu yerde doğal olarak Thomas yakalanır ve hapishaneye atılır. Bir yanda İran devletinin acımasız kanunları bir yandan CIA tarafından yapılan tehditlerden dolayı, Thomas Noronha hiç beklemediği tehlikelerden sıyrılmak için büyük çaba sarfetmeye başlar. İranlı güzel bir bayan olan Ariana Pakravan’a aşık olması, eskiden Einstein’ın asistanı olan ve şuan bu formülden dolayı kaçırılan fizik profesörünü bulmak için arayışa çıkması, bu arayışa bağlı olarak Tibet’e kadar gitmesi gibi olaylar yaşayan Thomas aynı zamanda formül ile ilgili araştırmalarına da devam etmektedir. Yaptığı araştırmalar derinleştikçe Thomas bu formülün bambaşka bir sırrı sakladığını anlamaya başlamış olmasına rağmen tehditler ile yüzleşmeye de devam etmektedir. Bu arada Thomas formül ile ilgili çalışmalar esnasında üniversitede matematik profesörü olan babasının ilerlemiş safhada kanser hastası olduğunu ve yaşam için çok az zamanın kaldığını öğrenmiştir. Babasının zamanında çok fazla işine odaklı olmasından dolayı ailesine yeterli zaman ayıramaması Thomas ve babası arasındaki ilişkinin biraz mesafeli olmasına neden olmuştur. Fakat hastalık haberi ve beraberinde babasının ölümünün yaklaşması tekrar birbirlerine yakınlaşmasına yardımcı olacaktır. Özellikle formülün atom bombası değilde yaşamın sırrı ve Tanrı’nın varlığı ile ilgili olmasından dolayı ölüm yaklaştıkça bu ilişki de farklı bir anlam kazanmaya başlar. Aynı zamanda formülü hocasından yani Einstain’dan devralan ve yıllardır elinde bulundurduktan sonra formül ile birlikte ansızın ortadan kaybolan fizik profesörünün Thomas’ın babası ile aynı üniveristede çok yakın arkadaş oldukları da ortaya çıkar. Dünyanın var oluşunun sırrı, yok olacağı, Tanrı'nın varlığının ispatı ve insanın ne için yaratıldığının soruları ile karşı karşıya gelen Thomas bu sorularda ki cevapları, bilim adamlarının ispatları (Büyük Patlama yani Big Bang ile evrenin oluşumu ve zamanın başlangıcı, kuantum teorisi, izafiyet teorisi, kaos teorisi, kozmik ritim, antropik ilke vb.), matematikçilerin yapmış olduğu hesaplamalar, Batı felsefesi ve Doğu felsefesi ile "Tanrı var mı? Doğum ve ölüm nasıl şeyler? Evren sonsuz mu yoksa bir gün yok olacak mı?", evrenin kökeni ve hayatın anlamı gibi kavramları anlamaya çalışmaktadır.
"Rab mahirdir ama zalim değildir. Doğa sırlarını sinsiliğinden değil özündeki yüceliğinden dolayı saklar." -Albert Einstein- 1951 sonbaharı: İsrail'in ilk başbakanı David Ben Gurion, Albert Einstein'la tanışmak için Princeton'a gider. Ziyaretinin amacı nükleer silah elde etmektir. Atomla başlayan gizli sohbetleri hızla Tanrı'nın varlığına doğru yönelir. Einstein Tanrı'nın formülünün peşindedir. Dünya düzenini tepe taklak edebilecek bir önemde olduğu için CIA de bu belgenin izini sürmektedir. Günümüz Kahire'si, Tahrir Meydanı: Kriptolog ve tarih profesörü Thomas Noronha'nın hayatı, çekici İranlı bir kadın olan Ariana Pakravan'ın, çok gizli bir elyazmasını deşifre etmek için yardımını istemesiyle alt üst olur. Albert Einstein imzalı elyazmasının başlığı Tanrı'nın Formülü'dür. Bu formülü deşifre edebilecek tek uzman Noronha'dır. Bunun farkında olan tüm güçlerse Noronha'yı izlemektedir. Kendisiyle birlikte dünyanın da kaderini ilgilendiren bu formül pandoranın kutusuna dönüşmek üzeredir. Tanrı'nın Formülü, zamanın başlangıcına, evrenin kökenine ve hayatın anlamına dair bu müthiş macerada kuantum fiziğini dinle, Batı felsefesini Doğu mistisizmiyle buluşturan "Tanrı var mı? Doğum ve ölüm nasıl şeyler? Evren sonsuz mu yoksa bir gün yok olacak mı?" gibi insanlığın her zaman üzerine kafa yorduğu sorulara da bir cevap ararken okurlara unutamayacakları bir macerayı da sunuyor. Tanrı'nın Formülü bilimin hâlâ keşfetmeye çaşlıştığı biricik yer olan dünyadan ve onun başşlangıcı ve sonundan bahsediyor. Hikâyenin konusu bilimsel ayrıntılara boğulmadan okuşyucuyu ilk sayfadan sonuna kadar ele geçiriyor. Tanrı'nın Formülü sinemaya uyarlanacak kadar güçlü bir görsel algıya sahip. Peki, hikâyede ne anlatılıyor? Okuyucuyu bunu kendi başına keşfetme zevkinden mahrum bırakmayacağım. Ancak şu kadarını söyleyebilirim ki kitabı bir kez okumaya başladığınızda elinizden düşüremeyeceksiniz. -O Primeiro de Janeiro, Portekiz-
- Okunma Tarihi
- 1.09.2017