YUSUF İLE ZÜLEYHA
Nazan BEKİROĞLU
Roman OkunduYusuf ile Züleyha: Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün kitabı tecrübeli ve sevilen yazar Nazan Bekiroğlu'nun ilk basımı 2000 yılında yapılmış olan kitabıdır. Nazan Bekiroğlu, bu kitabında okuyucuya kendine has şiirsel anlatımı ve akıcı diliyle, Yusuf ile Züleyha kıssasının öyküleştirilmiş halini sunuyor. Zaman zaman yazarın şiirsel anlatımından sıkılsam da, kitabı çok sevdiğimi ve garip bir şekilde benimsediğimi söyleyebilirim. Nazan Bekiroğlu, her cümle üzerinde büyük bir incelikle çalışmış ve her cümlesine ayrı özen göstermiş gibi bir izlenim uyandırdı bende. Her anlamda okuyucu açısından doyurucu bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bu kitabı okuduktan sonra diğer birçok kitap size yetersiz gelecektir. Zira Nazan Bekiroğlu çok usta bir kalem ve yazdığı her cümle ile insan ruhunun inceliklerine dokunmayı iyi biliyor. Kitap, Yusuf'un rüyasında bir ay ile on bir yıldızın kendisine secde ettiğini görmesiyle başlar. Bu rüya onun felaketine sebep olacaktır ve babası Yakub bunu önceden sezmiş, biricik oğluna rüyasını on erkek kardeşi dahil hiç kimseye anlatmamasını öğütlemiştir. Fakat erkek kardeşleri, Yusuf'un peygamberliğine işaret eden bu rüyayı bir şekilde öğrenirler ve bu onların kalplerine kıskançlık duygusunu düşürmüştür bir kere. Babalarından Yusuf'u kırlara gezmeye götürmek için izin alırlar ve Yakub peygamber başına gelecekleri bile bile de olsa oğullarının kalbindeki kıskançlığı körüklememek adına bunu kabul eder. On erkek kardeşi elinden tutup kıra gezmeye götürdüklerinde Yusuf'u, çok mutludur. Çimenlerde koşup oynamaktadır ve çocuk yüreği kendisini bekleyen türlü kötülükten habersizdir. Bir fırsatını yakaladıklarında on erkek kardeşi Yusuf'un etrafını sarar ve karanlık, dipsiz bir kuyuya atarlar. Fakat kardeşlerinin kaderinin bu kuyuda olduğundan haberleri yoktur. Ertesi gün kardeşlerini attıkları kuyunun başına geri döndüklerinde, oradan geçen bir kervanın su çekmek için kuyuya bakraç saldıklarında, kuyudan Yusuf'u çıkardıklarını öğrenirler. Hemen kervan başının yanına gider ve bu güzel oğlan çocuğunun kendilerinin kölesi olduğunu söyleyerek, Yusuf'u kervan başına köle diye satarlar. Develerden birinin sırtına atıp Yusuf'u gitmekte oldukları Mısır'a doğru götürürler. Bu kervan, daha önce hiç bu kadar değerli bir yük taşımamıştır. Bu olanlar bir yana dursun, Mısır'ın en güzel kızı Züleyha'nın başına da başka şeyler gelmektedir. Züleyha gece karası saçlı, billur güzellikteki bir kızdır, Mısır diyarının en güzel kızıdır. Aciz köleler, zengin beyefendiler, büyük kumandanlar onun uğrunda divane olmuş da, o hiçbirine yüz vermemiştir. Züleyha bir gece rüyasında çöllerin göklerinden gelen ay aydınlığının başının üzerinden geçerken, kendisinin kocaman, parlak, mavi ışıklar saçarak ufuktan doğan çok köşeli yıldıza dönüştüğünü ve çöllerden gelen ayın aydınlığının içinden geçtiğini görür. Daha sonra ise suret aynasında bir erkek görüntüsü görür. Züleyha bu rüyayı gördükten bir müddet sonra babası Züleyha'ya mısır azizi Potifar'ın kendisine talip olduğunu söyler. Züleyha Potifar'ı gördüğünde rüyasındaki suret aynasında gördüğü yüzü bulduğunu sanır ve Potifar'ın eşi olmayı kabul eder. Fakat kısa bir süre sonra, yanıldığını anlamıştır. Yusuf'u bulan kervan başı, Mısır'a vardığında Yusuf'u köle pazarında satışa çıkarır. Bu güzel yüzlü çocuğun alıcısı çoktur ve miktarı gittikçe artmaktadır. Fakat o gün Potifar da eşi güzeller güzeli Züleyha için bir köle almaya köle pazarına çıkmıştır ve Yusuf'u görür görmez onu karısı için satın alır. Fakat bu küçük kölenin Züleyha'nın ve kendisinin tüm hayatını baştan sona etkileyeceğinden ve Züleyha'nın Yusuf'un sınavı olacağından habersizdir..
Nasıl herkese duyurur da sesimi derim: “Bu anlattığınız ben değilim. Ben bu anlattığınız değilim. Yusuf′u ben nasıl yerim? Ben Yusuf′u nasıl yerim?” Sözünün bu kısmına gelince kurt, nemli gözlerinden boncuk gibi yaşlar dökülmeye başladı. Gri tüylerle kaplı göğsü, ön ayakları ıslandı. Bir ah çekti derinden derine. Islak burnu daha ıslandı. Ve devam etti: “Ben şimdi adımı nasıl temize çıkarayım. Alnıma sürülen bu kapkara lekeyi neyle, nasıl yıkayayım? Öyle bir leke ki değil bana, yeter kıyametin kopacağı güne değin gelip geçecek tüm torunlarıma. Tek muradım, bütün yaratılmışların sahibi olan Tanrım. Bu ayıpla yaşatamazsın beni. Ya alsın yeni doğmuş bütün kurt yavrularıyla birlikte canımı, kurt neslinin dalı yaprağı burada kesilsin, ya da adım temize çıksın.”
- Okunma Tarihi
- 1.12.2018