GÖR BENİ

GÖR BENİ

Akilah Azra KOHEN

Roman Okundu
(5)

Hikâye Cumhuriyet’in hemen sonrasındaki yıllardan başlar. Osmanlı İmparatorluğu artık Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Bu durumu Selim, vatanın delirdiği, cahillerin ele geçirdiği, geleceğin kayıp gittiği şeklinde yorumlar. Hele kadınlar! Osmanlı’nın kadınları açılıp saçılacaktır. O, bir Osmanlı torunudur ve bu durumu kabul edemez. Bunun için Selim gibi düşünenler ve Cumhuriyeti kabul edenler arasında kıyasıya bir mücadele vardır. Diğer tarafta iki kardeş olan İlmiye ve Ali vardır. Kurulan ilk Cumhuriyet sınıflarında derslere başlarlar. Profesör Fred, dinler tarihinin en eski zamanlarına gidip kutsal kitap inen ilk din olan Yahudilikten derslere başlar. Tabi ki bu öğretiyi zaman zaman Hıristiyanlığa ve Müslümanlığa değinerek anlatır. Fred’in anlattığı dersler boyunca laf lafı açar daha doğrusu bilgi bilgiyi. Bu bilgiler okuyanı hem şaşırtır hem de eksik kalan yanları tamamlamak için çok iyi bir fırsat oluşturur. Sınıfın en küçüğü Ali’dir ancak o kadar akıllıdır ki neredeyse herkesin ağzını açık bırakacak soruları ile ünlüdür. İlmiye’nin de ondan aşağı kalır yanı yoktur. Hem soruları hem sahip olduğu bilgileri ile profesörle birlikte sınıfın tamamını etkiler. En başından beri zıtlaştığı bir diğer çocukta Orhan’dır. İlk dakikadan itibaren birbirlerini fark ederler, fikir ayrılıkları vardır. Aliler Aydın’ın Efeler köyünden gelmiştir, Orhan ise İstanbulludur. Aslında Orhan sadece İlmiye’ye karşı değil Fred’ e karşı da oldukça terstir. Özellikle Müslümanlık dışında diğer dinlerden bahsedilmesi yüzünden sürekli gerginlik yaratır. Fakat sınıftaki derviş zaman zaman ortamı sakinleştirir. Bir gün Selim bir at üstünde hayatla yarışan, bakmamak için günah saydığı, Cumhuriyet’e uygun kızın gözlerini aklına kazır. Bir süre sonra o kızın komşuları olduğunu öğrenir. İki kız kardeş olan Ayşe ve Ülkü Selim’in komşularıdır. Selim Ülkü’den çok etkilense de onun basit bir köylü, fakir bir kız olduğu düşüncesiyle gelgitler yaşar uzunca bir süre. Ülkü’ye göre de zenginlik içinde çabadan tamamen uzaklaşmış, anlamsız hayatına eğlence arayan züppeden öte değildir süslü ve yakışıklı Selim. Ancak kaderden kaçılmazdı ya da aşktan… Selim’in varlığı kalbindeki ağırlığıydı. Ülkü kaçabildiği kadar kaçmak istiyordu ondan çünkü ona göre Selim, evli bir kadınla ilişkiye girebilecek kadar ahlaksız, Atatürk’ün ilke ve inkılaplarını anlamayacak kadar vizyonsuz, bir padişaha kul olabilecek kadar kimliksizdi. Öyle bir an gelmişti ki bir balo salonunda Selim’in kollarında dans ederken bulmuştu kendini. Ve tüm salonun izlediği bir kadınla adamın dansı değildi, o an gerçekleşen aşkın dansıydı. Bu sahneye şahit olanlardan biri de Ülkü’nün evli kadın diye bahsettiği Melek’ti. Öyle nefret doluydu ki yüreği… Nefretini biriktiren bir diğer isimde Ülkü’yü deli gibi isteyen Robert idi. Robert, Selim’e olan öfkesini yönlendirecek kişi olarak, aynı baloda tanıştığı Profesör Fred’ i seçmişti… Kitap boyunca tıpkı Ülkü ve Selim gibi İlmiye ve Orhan’ın da birbirinden kaçtıkça yaklaştıkları aşklarına tanıklık edilir. Sümerler, Enoch’un Kitabı, Afganistan Tarihi, Hindistan Tarihi, Vahabizm gibi daha nice bilgilere rastlarsınız. Kitaptan bilgiler; Anadolu’da görevli İngiliz İstihbarat Subayı Albay Mansell 5 Arlık 1917 de İngiltere Dış İşleri Bakanlığına verdiği raporda “bölgedeki en büyük risk Türk Birliğidir, Türk-Kürt ayrışması sağlanmalıdır” demektedir. Binbaşı Edward William Charles Noel’ in günlüklerinde “Ermeni ayrımı” da önerilmiştir. Kemalizm kelimesi 1926 dan beri sistemli şekilde kullanılan İngiliz icadı bir kavramdır, Atatürk devrimlerinin ruhuna aykırı olarak “ırkçı milliyetçilik” anlamı yüklenmeye çalışılmıştır. Lord Curzon “kolonizasyon toplumun en fakir kesimini beslemekle başlar, geçmişin değerlerini silkeleyip yeniden yapılandırmakla devam eder” demiştir (içinde bulunduğumuz siyasi iklimi bir de bu gözle değerlendirin). Atatürk’ün tasarladığı tarih kitaplarında geniş yer verilen Sümer uygarlığı (Sümer tarihinde 242 bin yılda sadece 8 kral vardır!!!) Amerikan yardımları başlayınca Rockefeller Vakfının tasarladığı tarih kitaplarından çıkartıldı. British Museum’da sergilenen bir tablet Tevrattan çok öncesine aittir ve benzer hikayeler aktarır, bu nasıl olabilir? Vatikan bu tableti neden istemez? Gılgamış bilinen en eski destandır. Bu vakıf ve Marshall Yardımı Türkiye’de sağlıklı beslenmeyi de tüketmiştir. Fullbright vb yabancı burslarla yurt dışına davet edilen gençlerden mayası zayıf olanlar zaman içinde Atatürk-Türkiye aleyhtarına dönüşmüşlerdir. Bu ideolojide Vahabizim araçtır, kadın değersizleştirilir, anası köle olanın çocuğu da köledir. Çalışma sistematiktir, bir neslin 15 senede yetiştiğini ama 5 senede yok edilebildiğini bilir. Hz.İsa yahudi doğdu. Onu eleştiren döneminin yahudileri birinin fazlalığını başkasının eksikliği olarak görüyorlardı. Mashiach İbranice bir terimdir, yağlanan anlamına gelir, dönemin yahudi kanaat önderleri başlarından bir tas yağ dökülerek mesh edilirdi, İsa-Mesih derken geleneği de hatırlamış oluyoruz. Jesus Christ seçilmiş İsa demektir. Hristiyanlar başlarını suya sokarak veya başlarına okunmuş su dökülerek vaftiz edilir. Yahudilerde aynı gelenek vardır, mikveh deniyor. Yahudiler cinsel ilişkiden sonra da mikveh yapıyor, bizim gusül(boy) abdestimiz gibi! Üç büyük dinin peygamberleri kuzendir, hepsi İbrahim Peygamberin torunudur. Hz.İbrahim’in iki oğlundan biri Hz.İsmail’dir; Hz.Muhammed ve Arapların atasıdır. Diğer oğlu Hz.İshak’tır; Musa Peygamber ve Yahudilerin atasıdır. Hz.İsa Nazartehli yahudidir, Hz.İshak’ın soyundandır. İlk İnciller İbranice yazılmıştır, daha sonra Yunancaya , Latinceye tercüme edilmişlerdir. Her şeyi genelleştirme çabası tarihteki en büyük problemdir. Tevrat’taki bilgilerin çoğu, ilk din Yahudilik olduğu için, insanlık tarihinin en eski bilgileri kabul edilmiştir. Geçmişin tarihi olarak okutulan her şey, aslında bir çok muammanın gerçek kabul edilmesiyle oluşturulmuştur. Efsaneler dinleştirilmiş olabilir mi? Önce insan olacaksın, sonra Müslüman-Hıristiyan-Yahudi… Rig Veda sözlü olarak yayılmış, İsa’dan 1700 yıl önce yazılı hale gelmiş ve bundan Hinduizm doğmuştur. Dünyanın en eski din kitabıdır. İngilizlerin çabasıyla “yok sayılmıştır”. İsa, diğer tüm peygamberler gibi bir Ortadoğuluydu. Resimlerde tasvir edilen kişi Hz.İsa değildir! Aslında resimdeki kişi Cesare Borgia’ dır. 1497′de öz erkek kardeşini öldüren Cesare Borgia, aynı zamanda öz kız kardeşiyle ve öz babası 6.Papa Alexander ile sevgili olmasıyla da ünlüdür. Böylesine deforme birinin, İsa’nın görüntüsünü yansıtmak için seçilmiş ve tüm Katolik kiliselerinde tasvir edilmiş olması çok düşündürücü değil mi? Papalık makamına sahip Borgia ailesinin inanılmaz ama gerçek sapkınlıklarını, özellikle 6.Papa Alexander Borgia’nın kendi öz kızı Lucrezia ile olan ensest-metres ilişkisi araştırılmaya değer! Evanjelizm yahudileri seven hırıstiyanlık görüşüdür. (Trump ve yakın çevresi bu görüştedir) Sümer-Babil-Roma geleneklerinde Kutsal Tapınak Fahişeleri vardı, bunlar sadece kadın değildi, erkekler de vardı ve erkeklere de hizmet veriliyordu. Sürekli tapınakta çalışanlar veya “ibadet” için tapınağa giden kadınlar ayırt edilmek üzere tüm bedenlerini örter ve peçe takarlardı!!! Bir de saygı görürlerdi! Bedenlerini tapınaktakilere, ruhlarını tanrılara verirlerdi… Bugün benzer kılıklar tamamen ters anlamlarla devam ediyor… Gerçek Müslüman aklını kullanır. En büyük devrimdir İslam!Müslüman öğrendiğinden değil, öğrenmediğinden korkmalıdır. Cihat yanlış anlaşılmış bir kavramdır, İslam kavga değil anlayıştır. Cihat nefsi müdafaadır, nefsin terbiyesidir. İslam’ı yaşarsın, etrafındaki herkese örnek olacak bir zerafet ve kudrette yaşarsın, özendirirsin, gerisi teferruattır. Kur’an’da defalarca Hz.Muhammed’e “elçisin, davet edeceksin, zorlamayacaksın” hatırlatması vardır. Bugün Suudi bayrağında Allah-Hz.Muhammed isimlerinin altına pala koymak müslüman işi olamaz (İngiliz etkisi). Vahabizim gibi bir uydurmayla İslam savaş maşası haline getiriliyor.

Bedenimin içindeki canı gör, sadece etimi değil. Gözlerimin içindeki hayatı gör, sadece bakışımı değil. Hissettiklerimi gör, sadece tepkilerimi değil. Beni gör. Derinliğimde boğulmadan, Sorularımda kaybolmadan, Korkularında yok olmadan, Gör Beni. Bir fısıltıya koydum kendimi. Kalbine soruyorum yerimi: Başarabilir misin beni görmeyi? Cesaretin yeter mi? Topla cesaretini ve Gör Beni. Birileri bizden fırtına bekliyor, onlara gökkuşağı vermeye hazır mısınız?

Okunma Tarihi
1.03.2020
Kitabı İnternette Ara
Google'da Ara Fiyatlar & Alışveriş