SERGÜZEŞT

SERGÜZEŞT

Sami Paşadaze SEZAİ

Roman Okundu
(3,5)

Dilber, dokuz yaşında iken esir tüccarları tarafından Kafkasya’dan kaçırılmıştır. Güzelliği dikkat çekici bir Çerkez kızıdır. Hacı Ömer Efendi adındaki esir tüccarı, kızı Harput mal müdürlüğünden çıkarılmış Mustafa Efendiye 40 liraya satar. Mustafa Efendi’nin karısı ve Arap halayık çok sert ve huysuzdur. Kıza sürekli kötü davranırlar. Her türlü insani duygulardan özellikle de merhametten yoksundurlar. Dilber bu duruma dayanamayıp bohçasını alır ve evden kaçar. Yorgunluktan düşer bayılır. İhtiyar bir kadın onu bulur iyileştirip sahibine geri verir. Evin hanımı evden kaçmasını sık sık hatırlatıp ona daha çok eziyet eder. Artık Dilber yorgunluk ve ıstıraptan ölümü bile arzulamaktadır. Mustafa Efendi, tayini Erzurum’a çıkınca Dilber’i 65 liraya başka bir esirciye satar. Bu esirci Dilber’i daha pahalıya satmak için ona iyi bakar, çalgı çalmayı, şarkı söylemeyi öğretir. Dilber 15 yaşına basınca 150 liraya Moda’da oturan zengin ve iyi bir müşteriye satılır. Dilber, ilk sahibinden gördüğü aşağılama ve şiddeti yeni evde görmez. Dahası eğitim alır ve büyümeye başlar. Evin sahibi asil bir ailedir ve oğulları Celal Bey ressamdır. Büyüdükçe güzelleşen Dilber Celal Beyi etkiler ve onu resimlerinde kullanmaya başlar. Bir keresinde Dilber’e yırtık bir dilenci kıyafetini zorla giydirir ve vücudunun her yanını gösteren elbiseyi giyince Dilber ağlamaya başlar. Celal Bey yaptığı hatayı anlar ve Dilber’den özür diler. Dilber’in saflığı ve güzelliği onu etkilemiştir ve içindeki hisleri daha fazla tutamaz ve Dilber’e açılır. Dilber de ona karşı bir şeyler hissetmektedir ve ilk hayatında kendini Celal Beyin yanında iken mutlu hissetmektedir. Fakat bu birliktelik ev sahibinin kulağına gider. Celal Bey misafirliğe gönderildiğinde Dilber’in hemen toparlanması istedir. Kendisi yıllardır yaşadığı evden ansızın kovulmuş ve esirciye satılmıştır. Celal Bey Dilber’in satıldığını öğrenmesi ile büyük şok geçirir ve hastalanır. Aile büyükleri yaptıkları hatanın farkına varır fakat her şey için çok geçtir. Esirci, Dilber’i Mısırlı zengin bir tüccara satar. Tüccarın hareminde birçok kız vardır. Dilber, tüccarın Elhamra Sarayı’nı taklit ederek yaptırdığı sarayda yaşamaktadır. Dilber, tüccara odalık olmayı reddettiği için eziyet görür, hapsedilir. Harem ağası gizli gizli Dilber’i sevmektedir; ama onun bu hüzünlü hali haremağasına çok dokunur. Dilber’i hapsedildiği yerden kaçırıp, vapur biletini de verip İstanbul’a göndermeyi planlar. Ancak onu kaçırmaya çalışırken merdivenden düşer ve ölür. Son desteğini de kaybeden Dilber ne yapacağını şaşırmıştır. Ne sevda ne de hürriyet emeli kalmıştır. Elinde İstanbul bileti olmasına rağmen kimsesizlik ve ümitsizlik içinde kendini Nil nehrinin sularına bırakır.

"Hele roman ve hikâye nev'inde, Namık Kemal'in fevkine çıkan istidadi onu gerek Sergüzeşt romanında, gerek Küçük Şeyler hikâye cildinde bu eserlerin daha neşri tarihinde yüce bir üstat olarak tanıtmıştı. Nitekim onun büyük hizmeti sonradan edebiyat tarihine altın kalemle yazılan haklı şöhreti ile bugün hakikatlerin üstünde yüksek ve parlak bir hakikat olmuştur. Aynı zamanda şunu da düşünmek lâzım gelir ki çocukluğunda geçirdiği o debdebeli hayat içinde köle, cariye ve esirlerin hayatını yakından görerek ve onların memleketlerindeki yuvalarından kaçırıldığı günden başlayan hüzünlü maceralarına hassas bir gönülle acı duyarak yetişen bu şefkatli ruh, büyüdükten sonra da bu debdebenin parlaklığı ile şaşırmamış ve zenginlikle kamaşmayan gözleri önünde 'Sergüzeşt'in romantik olduğu kadar realiste bir cephesi olan mevzuunu kalbinin ve zekâsının en derin iztirap kaynaklarından doğurmuştu..." Halit Fahri Ozansoy

Okunma Tarihi
1.04.2021
Kitabı İnternette Ara
Google'da Ara Fiyatlar & Alışveriş