ARABA SEVDASI

ARABA SEVDASI

Recaizade Mahmud EKREM

Roman Okundu
(3)

Bir devlet memurunun oğlu olan Bihruz Bey yarım, 23-24 yaşlarında bir gençtir. Babası ölünce, annesiyle kendisine 28.000 liralık bir servet kalmıştır. Anne ve oğul Yazları Çamlıca’da, kışları Süleymaniye’de oturmaktadır. Bihruz Bey, şık giyinmesini seven ve validesinin yardımı ve mirasıyla geçinen, kibirli ve kendini entellektüel biri zanneden gören, genç bir züppedir. Bihruz Bey maddi açıdan her şeye sahip şımarık bir delikanlıdır. Bihruz Bey, dönemin diğer burjuva gençleri gibi Fransız kültürüne ve diline hayrandır. Ona göre Türkçe kaba ve yetersiz; Türkler ise kaba ve medeniyetten yoksun insanlardır. O bakımdan Fransızca konuşmaya çalışmakta ve kibar olmaya gayret etmektedir. Dönemin diğer yüksek memur ve tüccar çocukları gibi o da Fransızcaya da hâkim olamadığından Türkçeye Fransızca karışımı komik bir dil ile konuşmaktadır. Öyle ki doğru dürüst Fransızca şiir çevirisi bile yapamayacak kadar kötü bir Fransızcası vardır. Her bahar ve yaz ayalarında lando diye tabir edilen şık ve sarı renkli at arabasıyla gezintilere çıkarak İstanbul’un mesire yerlerinde dolaşmaktadır. Hayatı lüks alafranga kıyafetler ısmarlamak, kır kahvelerinde ve mesire yerlerinde lüks ve sarı renkli lando arabasıyla gezmekten ibarettir Bir gün arabasından indiğinde güzel bir lando daha yanına yaklaşmış ve içerisinden iki hanım inmiştir. Bu hanımlardan biri Periveş adında güzel, yirmi yaşlarında, sarışın bir hanım ve diğeri de sarışın hanımın hizmetkârı zannettiği yaşlıca bir kadındır. Bihruz Bey, sarışın hanıma gönlünü kaptırır ve hanımları takip eder. Bu, Periveş adlı bir kadındır. Bihruz Bey, kıza çiçek sunar. Hanımların bir sonraki Cuma günü aynı yere geleceklerini öğrense bile vaktini öğrenememiştir. Bir anda ortaya Keşfi Bey’in çıkması ile Periveş Hanım hızlıca kaçar ve Bihruz Bey her ne kadar takip etmeye çalışsa da izini kaybeder. O günden sonra bu sarışın güzel, Bihruz Bey’in aklından hiç çıkmaz. Bihruz Bey, o sarışın kadına aşık olmaktan ziyade kendi kafasındaki Alafranga kadın hayaline aşık olmuştur. Bihruz Bey ertesi hafta sarışın hanımın arabasına içinde alıntı yaptığı bir şiir olan bir mektup bırakır. Fakat bu şiirdeki anlamını bilmediği bir sözcüğün, sarışın yerine esmere hitap ettiğini öğrenince kahrolmuştur. O günden sonra da kızı bir daha görmez. Onu çok yüksek bir aileden zannetmekte ve türlü türlü hülyalara kapılmaktadır. Bu arada gezmek, tozmak ve lüks yaşamaktan dolayı borçları da çok artmıştır. Köşkü satmayı düşünse de validesi izin vermemektedir. Keşfi Bey ile konuşurken sarışın güzelin (blondun) öldüğü haberini alır. Bunun üzerine Bihruz Bey sanki çok büyük bir aşk yaşamışlar gibi kendini kahreder, günlerce ağlamıştır. Hâlbuki sarışın ölmemiş, Keşfi Bey ona yalan söylemiştir. Üsküdar’a gitmek isterken kaçırdığı vapurda Periveş Hanımı uzaktan görmüş sevinçten gözleri ışıldamıştır. Keyfi Bey’in yalanını ortaya çıkarmak için Keşfi Bey’in yanına gider. Fakat Keşfi Bey ona bir yalan daha söyler. Gördüğü kadının Periveş hanım olmadığını, ona çok benzeyen bir çalışanı olduğunu anlatır. Bihruz Bey tekrar yıkılırken alacaklıları da sıkıştırmaya başlamıştır. Bihruz Bey’in arabacısı Andon bir gün Bihruz Bey’i beklerken geri onun geri dönmemesi üzerine köşke yalnız gider. Bu esnada ufak bir kaza yaparak arabayı çizdirir. Bihruz Bey’in haberi olmadan çiziği yaptırmak amacıyla arabayı tamir fabrikasına götürür. Bihruz Bey’in arabasını gören Kondaraki, Bihruz Beyden alacaklıdır. Arabayı çok beğenen Kondoraki, Bihruz Bey’den olan alacaklarının karşılığında arabaya ve hayvanlara el koyar. Andon çaresiz bir şekilde köşke gider ve olanları Bihruz Bey’e anlatır. Bihruz Bey’de Andon’u işinden atar. Kondaraki ise işinden atılan Andon’u yanına alır. Bihruz Bey validesinin isteği üzerine İstanbul’dan da ayrılmayı düşünmeye başlamıştır. Bu esnada Müsyü Piyer ile beraber çalışmaktadır. Bihruz Bey bir ramazan akşamı köleler başında dolaşırken o sarışını tekrar görür. O kadını blondunun kızkardeşi zannettiğinden âşık olduğu sarışın kadının mezarını öğrenmek maksadıyla hanımın peşine düşer. Ara bir sokakta nazik bir şekilde durumu izah eder. Sonra da âşık olduğu o sarışın hanım ile bu hanımın aynı kadın olduğunu öğrenir. Kadınların arabayı şans eseri bulduklarını, kadınların sıradan insanlar olduklarını, sandığı gibi yüksek bir aileden olmayıp tersine düşkün bir kadın olduğunu öğrenir. Periveş’le yanındaki Çengi Hanım’ın hakareti ve gülüşmeleri arasında perişan ve çok komik bir hale düşen Bihruz Bey olay yerinden koşarak uzaklaşır.

Recaizade Mahmut EKREM; “Araba Sevdası” romanıyla Türk roman tarihimizde, romantizmden realizme geçen ilk romancımız ünvanını kazanır. Tanzimat edebiyatımızın en önemli şairleri ve yazarları arasındadır. İsatnbul’da Vaniköy’de doğdu (1 Mart 1847), Takvimhane Nazırı Recai Efendinin oğludur. İlk öğrenmini, zamanın bilim ve sanat adamlarından olan, babasından aldı. Beyzıt Rüştüyesi’nde Harbiye İdadisi’nde okudu. Hariciye nezareti Mektubi Kalemine memur olarak girdi (1862). Fransızcasını iyice geliştirdi. Namık Kemal’le tanıştı; eski şiirden vazgeçip Batı edebiyatına yöneldi. “Tasvir-i Efkar” gazetesine yazmıya başladı. Namık Kemal Avrupa’ya kaçarken gazatenin idaresini ona bıraktı (1867). Şura-yı Devlet (Danıştay) üyesi oldu (1877); Mekteb-i Mülkiye’de, Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) de edebiyat öğretmenliği yaptı (1880-1887) ve Maarif Nazırlığında bulundu (1908). Ayan Meclisi’ne (Senatoya) seçildikten bir süre sonra öldü (31 Ocak); vasiyeti üzerine, Küçüksu’da oğlu Nijad’ın yanına gömüldü (1914). "Recaizade o her şeyi bilen, müdahaleci, öğretici yazarlardan değildir. Romani okurken 'Sevgili okur bak Bihruz'a ne kadar züppe aman onun gibi olma' diyen bir yazar sesi bizi rahatsız etmez. Hatta yazarın sesi -nesnel anlatimlarda bile- mümkün olduğunca az duyulur okura ki o kendisini hikâyenin içinde bulsun, Bihruz'la baş başa kalsın ve kendi kararlarını kendisi versin. Elbette onun da söylemek istediği şeyler, eleştirmek istediği noktalar var ama o bunları okurun gözüne sokmak yerine dolaylı yoldan yapıyor. Ve bu çabası onun pek çok modern anlatım tekniğine başvurmasıyla ve parodist bir dil kullanmasıyla sonuçlanıyor. Bu ise Araba Sevdası'nı bugün bile ilginç kılan bir roman haline getiriyor. Öğr. Üyesi Olcay Akyıldız

Okunma Tarihi
1.05.2021
Kitabı İnternette Ara
Google'da Ara Fiyatlar & Alışveriş