DUNE TANRI İMPARATORU
Frank HERBERT
Bilim Kurgu OkunduMuadDib’in oğlu II. Leto ile birlikte eşi benzeri görülmemiş bir imparatorluk süreci başlamıştır ve bu sürecin başlamasından itibaren 3500 yıl geçmiştir. Bu zaman zarfında kendisinde de vücudunu saran kumalabalıklarından kaynaklı bir dönüşüm süreci başlamıştır. Geçen binlerce yıl içinde yedi metre boyunda ve iki metre çapında olup yüzü ve beyni dışında kum solucanı haline gelmiştir fakat bazı insan özellikleri ve duyguları halen devam etmektedir. II. Leto’nun, babasının göze alamadığı tanrılık rolünü fedakârlık göstererek üstlenmesinin nedeni; gelecekte insan ırkının yaşamını güvence altına alacak olan Altın Yol’ un güvende olmasını sağlamaktır. Düşmanları tarafından Tiran sanıyla bilinen Leto, evrendeki birçok adamı ve casusu ile mutlak anlamda bir hükümdar olmuştur. Dune artık çöl gezegeni olmaktan çıkmıştır. Birçok yer yemyeşil ormanlarla kaplanmış ve eskiden yaşanan su problemi ortadan kalkmıştır. Halen daha belli bir bölge çöl halindedir ki baharat imparatorluk içerisinde yine büyük önem taşımaktadır. Fakat eskisi kadar bol baharat yoktur ve baharat kontrolü ise tamamen II. Leto’nun kontrolü altındadır. Bu yüzden Bene Gesseritler, Ixler, Lonca ve Theliaxlar Leto'dan gelecek melanja bel bağlamış durumdadırlar. Her ne kadar Leto' dan korksalar da onu imparatorluktan indirmek için birçok farklı suikastlar, planlar yapmaktadırlar. Geçen binlerce yıl içerisinde Tleilax'lar sürekli Leto’ya Duncan Idaho gulamları yaratıp göndermektedir ve belli bir süre sonra bu Idaho'lar Leto'ya suikast düzenlemeye kalkınca Leto’da onları öldürmektedir. Son yaratılan gulam üzerinde herhangi bir oynama yapılmadan yaratılmıştır ve Idaho karakteri yeniden ortaya çıkmıştır. Duncan Idaho’yu, "Balıkla Konuşanlar" ismiyle bilinen, gözü kapalı ölüme gidecek denli sadık kadınlardan oluşan muhafız birliğinin başına getirmiştir. Siona ise Leto’nun baş yaveri Moneo’nun kızıdır. Duncan ve Leto’nun soyundan gelen Moneo gibi Siona’da Atreides kanı taşımaktadır. Leto’nun bir amacı da güçlü atreides soyu yaratmaktır. Idaho ile Siona’yı eşleştirerek yine daha güçlü bir Atreides yaratmaktır fakat Siona Leto’nun bir diktatör olduğunu düşünerek asiler grubuna katılmıştır. Leto ise her şeyden haberdardır ve Siona’yı kendi iradesi ile kendi tarafına çekmeye çalışmaktadır. Siona’yı bir gün çölde sınayacaktır. Moneo her daim Leto’nun yanındadır ve her dediğini eksiksiz yerine getirmektedir. Moneo’da geçmişte asiler grubunda olsa da kendi sınanmasından sonra düşünce tarzı değişmiştir ve Leto’nun baş yaveri olmuştur. Ix’liler yine Leto’ya karşı gizli bir plan çerçevesinde axlotol tankında üretilen Hwi isimli bir büyükelçiyi Leto’ya gönderirler. İyilik ve dürüstlük timsali olarak anılan Hwi’ye Leto kayıtsız kalamaz ve aşık olur. Uzun bir zaman sonra Leto’nun insanı duyguları ön plana çıkmıştır. Hwi’de Leto’yu ve onun Altın Yol projesini anlamıştır. Leto her ne kadar artık solucana dönüşmüş olsa da onunla evlenmeyi kabul eder ve Leto’nun yanında olur. Siona sınanmıştır ama Leto’yu halen bir diktatör olarak görmektedir. Duncan ise Leto’nun kendisini bir damızlık olarak gördüğünü düşünmektedir. Düğün günü için Siona ve Duncan bir köye gönderilir fakat Leto son anda düğünün o köyde yapılmasını ister. Leto ve Hwi, Balıkla Konuşanlar eşliğinde düğün için köye giderlerken Siona ve Duncan bir suikast hazırlar. Altından su geçen büyük bir köprüye geldiklerinde köprüyü patlatırlar ve Leto solucanların bir numaralı ölümcül düşmanı olan suya düşer. Leto ile birlikte Hwi ve Moneo da orada ölürler. Bu arada Tleilax'lar gizli bir proje peşindedirler. Proje kapsamında yeni bir şey yaratmaktadırlar ve en önemli özelliği Leto gibi öngörü ile görülebilen şeylerin engellenmesidir. Leto öncesinde bunu farketmişti ve farkettiği şeylerden birisi de Siona’nında öngörülerinde görünmemesiydi.
"Ben kutsal kum solucanının, Şeyh Hulud'un dönüşüm geçirmiş haliyim! Ben tanrınızım!" Frank Herbert, deneylerden çok deneysel yaklaşımların had safhaya ulaştığı, tür içerisindeki "iyi edebiyat iyi edebiyattır"cıları bir araya getiren yeni dalga bilimkurgu akımının en önemli temsilcilerinden. Türün tüm olanaklarını suyunu çıkarana kadar kullandığı Dune serisinin dördüncü kitabı Dune Tanrı İmparatoru ise insan evrimini ve tiranlığı cüretkâr bir biçimde anlatan romanlardan. Halkı ve gezegeni uğruna II. Leto'nun kendini feda etmesi ve babasının yapamadığını yapıp tanrı olmayı seçmesinin üzerinden üç bin beş yüz yıl geçti. Bu süreç içerisinde gezegen yeni baştan yaratıldı. Bir kişi ise hep oradaydı: Dune'un Tanrı İmparatoru II. Leto. Arrakis artık yemyeşildi ve su zenginiydi. Fremenler ise bir zamanlar oldukları kabilenin aksine insancıl hatta burnu havada bir halktı. Ve gezegene üç milenyumdur barış hakimdi. Yarı insan yarı kumsolucanı, yedi metre boyundaki Leto adeta bir tiran gibi hüküm sürüyordu. Galaksinin farklı bölgelerinde yaşayanlar ise onu öldürmeyi kafalarına koymuştu. Ancak Leto geleceğe bakmış ve Altın Yol'un sonunu görmüştü. Bu sonu engellemek için Siona'yı yarattı: Onun bile gelecek görülerinde göremediği biri vardı artık. Bundan böyle, bu evrende her şey mümkündü. Dune Tanrı İmparatoru, tanrıların yeniden zar atmaya başladığı bir evrene ulaşma mücadelesi. "Halihazırda kusursuz olan seriye yepyeni katmanlar eklemeyi başarıyor." -Brian Aldiss "Uzak gezegen Arrakis'e yapılan dördüncü ziyaret ve her bir cümlesi ilk üçü kadar büyüleyici ve yerinde." -Time
- Okunma Tarihi
- 1.04.2024