AĞRIDAĞI EFSANESİ

AĞRIDAĞI EFSANESİ

Yaşar KEMAL

Roman Okundu
(5)

Ağrı Dağı’nın eteklerinde, gözlerden uzak bir köy vardı. Bu köyde yaşayan gençler, hayvanlarını otlatmak için dağa çıktıklarında, Ağrı Dağı’nın bilinmeyen bir köşesinde bulunan Küp Gölü’nün çevresinde toplanır ve Ağrı Dağı’nın öfkesini kavallarıyla yatıştırmaya çalışırlardı. Ahmet adında bir genç de bu grubun arasındaydı. Bir gün, Ahmet’in evinin önüne beyaz, iri bir at geldi ve orada beklemeye başladı. Köyün en yaşlılarından olan Sofi, Ahmet’in komşusuydu ve atı fark etti. İlk başta Ahmet’e bir misafir geldiğini düşündü, ancak Ahmet’e seslendiğinde atın kendiliğinden geldiğini öğrendi. Atı üç kez köy meydanına bıraktılar fakat at her seferinde Ahmet’in evinin önüne geri döndü. Geleneklerine göre, at Ahmet’e Hak’tan gelmişti ve ne olursa olsun geri verilemezdi. Artık at, Ahmet’in olmuştu. Atta bir damga bulunuyordu ve üzerindeki koşumdan atın önemli bir kişiye ait olduğu belliydi. Ahmet, bir yandan bu durumdan dolayı mutlu olurken, bir yandan da huzursuzluk yaşamaktaydı. Günün birinde, atın sahibinin Beyazıt Paşası Mahmut Han olduğu ortaya çıktı. Paşa, adamlarını atı almaları için gönderdi fakat onlar atı geri alamadılar. Geleneklere göre at geri verilmemeliydi; Ahmet ve köylüler bu geleneği destekliyorlardı. Paşa, bu duruma çok sinirlendi ve adamlarıyla birlikte atını almaya köye gitti. Ancak köyde ne atına ne de bir insana rastladı. Emri üzerine, atını bulamasa da Ahmet, Sofi ve onları destekleyen Musa Bey’i zindana attırdı. Ancak gelenekler o kadar güçlüydü ki, atı vermektense başlarının vurulmasını kabul ettiler. Paşa’nın çocukları arasında, Gülbahar isimli bir kızı vardı. Diğerlerinden farklıydı; sürekli halkın içindeydi, yardımseverdi ve neşeliydi. Bir gün, bu durumdan haberdar oldu ve zindandaki Ahmet’le tanıştı. Ona karşı büyük bir duygu besledi ve onların başına gelecek durumu kabullenemedi. Yaşam sevinci kayboldu ve etrafındaki insanlar da bunu fark etmeye başladı. Gülbahar, yana yakıla bu duruma çare bulmaya çalıştı. Bir gün demirci Hüso vasıtasıyla Kervan Şeyhine gitti ve ondan yardım diledi. Kimseden gerekli yardımı bulamayınca, son çare olarak kendisine sevdalı Zindancıbaşı Memo’ya giderek onları serbest bırakması karşılığında ne isterse yapacağını söyledi ve serbest kaldılar. Memo, Gülbahar’ın saçından birkaç tel karşılığında hepsini bırakır fakat sonrasında kendisini kalenin burcundan aşağı atar. Ahmet kaçtıktan sonra Yusuf her şeyi babası Mahmut Han'a anlatır. Gülbahar zindana atılır. Ahmet, tüm dağlı halkını toplayarak gelir ve Gülbahar'ı kaçırır. Şeyh onları bir beyin yanına gönderir. Mahmut Han onları almak için çare bulamaz. Sağ kolu olan İsmail Ağa, Ağrı Dağı’nın tepesine çıkmasını ve orada ateş yakmasını şart koşmasını söyler Paşa’ya. Ancak Ağrı Dağı’nın tepesine çıkan hiç kimse sağ olarak dönemez oradan. Teklifi Ahmet kabul eder ve üç gün süre ister. Üç gün boyunca sarayı yıkmak için tüm dağlı halkı sarayın önünde bekler. Korkan Mahmut Han, Ahmet'i affettiğini duyurur. Ancak o akşam Ahmet ateşi yakmayı başarır. Ahmet dağdan indiğinde Gülbahar'ı alır ve Ağrı Dağı eteğindeki Küp Gölü’nün başındaki mağaraya giderler. Kaçtıkları ilk günden beri Gülbahar'a karşı soğuk davranan Ahmet orada Memo'nun ne karşılığında canını verdiğini sorar. Gülbahar, "Ne isterse vereceğimi söyledim. O hiçbir şey istemedi." der ve sustular. Gülbahar artık durumu anlamıştı, uzun düşüncelere daldı. Bir ara eli hançerine gitti ve kolu yorulana kadar hançerini defalarca salladı... Gülbahar Ahmet’i Küp Gölü’nde yitirdi. Yüzünü elleri arasına aldı. Küp Gölü’nün bakır toprağına oturdu. Gözlerini som mavi suya dikti...

Bir aşk destanı olan Ağrı Dağı Efsanesi geleneklerini Mahmut Han'a karşı savunan Ahmet ile Gülbahar arasındaki aşkı konu alır. Efsanelere ve halk söylencelerine yürekten bağlı Yaşar Kemal'in bu romanı, insan psikolojisinin derinliklerini de içerir. "Yaşar Kemal Anadolu'nun halk edebiyatıyla alışveriş içindeyken başladı yazmaya. Gerçek bir yazar olduğu için de dilin duyarlığından, şiirsel destanın tek kahramanıolan Türk halkının kültüründen esinlenmesini bildi." - Jeliha Hafsia, La Presse, (Tunus) "Yaşar Kemal'in romanı Tolstoy'un çapına ve Dickens'ın canlılığına sahiptir." - Manchester Guardian, (İngiltere) "Zengin, renkli ve zekice bir nitelikle bezenmiş bir üslup ve yazdığı her kelime sert, cilalanmış, ayrıksı ve bir buğday tanesi gibi potansiyel olarak üretken." - Irish Times, (İrlanda) 'Kitabın güzelliği zengin şiirsel dilinde, efsane ve mit duygusunda yatıyor.' -Sunday Telegraph

Okunma Tarihi
1.08.2024
Kitabı İnternette Ara
Google'da Ara Fiyatlar & Alışveriş