SIRÇA KÖŞK

SIRÇA KÖŞK

Sabahattin ALİ

Roman Okundu
(4)

Sırça Köşk, Sabahattin Ali'nin birbirinden güzel, anlamlı, yer yer manidar öykülerinin yer aldığı muhteşem eseridir. Yazarın daha çok kendi hayatından esinlendiği, bazen de tamamen kendi anılarını anlattığı öyküleri ve yönetime, düzene gönderme yaptığı başkaldırı niteliğindeki masallarından oluşan kitapta, Sabahattin Ali adeta tüm çıplaklığı ve gerçekliğiyle okura kendini gösteriyor. Sırça Köşk öyküsünde ise boş gezmeyi iş yapmaktan çok seven üç uyanık arkadaş bir şehre gelirler ve şehrin yerlilerine sırça köşkün nerede olduğunu soralar. Daha önce sırça köşkün ne olduğunu duymayan halk adamlara bunu sorar fakat adamlar sırça köşkün olmadığı bir yerde kesinlikle durmayacaklarını söyleyerek şehri terk etmek ister. Merak artınca halk gitmelerine izin vermez ve sırça köşkün ne olduğunu gerekirse yapabileceklerini söylerler. Bunun üzerine halktan para toplanır ve bir sırça köşk yapılır. Üç arkadaş sırça köşke yerleşir ve halka bunun tam olmadığını ama şimdilik idare edeceğini artık sırça köşke hizmet etmek gerektiğini bilidir. Bunun üzerine halk yediğinden içtiğinden keser ve sırça köşkün büyümesi için daha fazla para toplar. Sırça köşk git gide büyür ve içindeki hizmetçi sayısı da artar. Fakat sırça köşkün gözü doymak bilmez ve büyüdükçe büyümek ister. Hep daha fazlasını ister, karşı çıkanları tehdit etmeye başlar, köşkün çok sağlam olduğu, asla yıkılamayacağı ve halkın ona muhtaç olduğunu anlatarak halktan para toplamaya devam eder. Bir gün halktan son koyunları toplanır ve halka mesaj vermek için aslında sırça köşktekilerin yediklerinden fedakarlık yaparak koyların kafalarının halka dağıtılacağı söylenir. Kafaları alan halkın kafası iyice karışır. Çünkü kafaların içinden beyin alınmıştır. Elebaşı beyne ihtiyaçlarının olmadığını söyler. Biri de dilin olmadığını söyler. Elebaşı yine dile lüzum olmadığını söyler. Biri de gözlerin olmadığını söyler. Elebaşı yine ona da gerek yok der. İçlerinden biri dayanamaz ve ben böyle kafaya da gerek yok deyip kafayı sırça köşke fırlatır. Yıkılmaz denilen sırça köşk kafanın dokunması ise kırılır. Bunu gören halk birden kendine gelir ve herkes kafaları sırça köşke fırlatarak onu yerle bir eder. Bir daha da başlarına böyle tepelerine sırça köşk kurmamak için akıllanır.

''Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. 'Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?' diyorlar. 'Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir kaşık toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?'''

Okunma Tarihi
1.09.2024
Kitabı İnternette Ara
Google'da Ara Fiyatlar & Alışveriş